tarihi hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarihi hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2012 Cuma

Entrikalar Kraliçesi Kleopatra ve Antonius'un Aşkı



  Kleopatra'nın entrikalarla ve savaşlarla dolu hayatından küçük bir aşk hikayesi anlatacağım sizlere. Kleopatra'yı daha çok Sezar'la yaşadığı aşkla hatırlasak da bence en büyük aşkı Antonius'tu.
  Sezarı'ın ölümünden sonra,Roma'nın önde gelen komutanlarından olan Antonius;Kleopatra'yı, Mısır'ın buğday ihtiyaçlarını konuşmak için Kilikya'ya; yani bugünkü adıyla Tarsus'a çağırır. Evet hikayenin Tarsus(Adana) odaklı gelişmesi de ayrı bir güzellik tabi. Tarsus'ta buluşan ikili, buğday ihtiyaçlarını konuşurken nasıl olduysa birbirlerine aşık olurlar.
  Rivayetlere göre Kleopatra,günümüzde söylenenlerin aksine çok güzel bir kadın değildi. Kısa boyluydu,kısa sarı saçlara,açık renk tene,açık renk gözlere ve uzun düz bir burna sahipti,bir de firavun ailesinin vazgeçilmezi kalın dudaklara... Eh bu saydığımız özellikler günümüzün kalıplaşmış güzellik anlayışıyla pek örtüşmese de demek ki döneminde rağbet görüyordu diyelim. Pek çok insana göre Kleopatra büyük devlet adamalarını zekasıyla ve ses tonuyla etkiliyordu. Ünlü Roma tarihçisi Plutarkhos, Kleopatra'dan bahsederken diyordu ki: ''Sesi istediği her titreşimi çıkarıp,istediği her dili kullanabildiği çok dilli bir müzik aleti gibiydi...'' Anlaşılan Kleopatra'nın ikna kabiliyeti daha çok sesinden geliyor. Kimilerine göre Sezar ve Antonius gibi iki büyük Roma komutanını kendine aşık edebilmek için büyü yapmış olması en büyük ihtimaldi. Ama tartışılmayan bir şey var ki; Kleopatra,15 yaşından itibaren Mısır İmparatorluğunu yönetmeye başlamış, 12 dili çok iyi konuşan, kültürü ve zekasıyla, konuştuğu insanları kolayca etkileyebilen,aklı başında bir kadındı. Zor durumda olan Mısır İmparatorluğu'nu ayakta tutabilmek için akıllıca planlar yaptı. Gelelim Antonius'la olan büyük aşkına...
  Buğday sorunlarıyla başlayıp aşka dönüşen bu hikayeden en çok,dönemin Roma halkı rahatsız oluyor. Onlara ne oluyor,demeyin. Sonuçta Kleopatra sıradan insanlara değil nedense hep ülkesinin geleceğini kurtarabilecek büyük devlet adamlarına aşık oluyor. Eh bu da Roma halkının işine gelmiyor tabi. Antonius, Kleopatra'nın Mısır Kraliçesi olmasını onaylayarak eline büyük bir güç veriyor. Kleopatra bu yetkiyle,ordusunun başında Ermenistan üzerine sefere çıkıp büyük zaferler kazanıyor.
  Kleopatra ve Antonius'un aşkı tam 10 yıl sürüyor, Helios ve Selene isimlerinde de iki çocukları oluyor. Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın, Roma üzerinde bu kadar etkili olmasından rahatsız olan Romalılar sık sık isyan ediyor. 
  Antonius, Kleopatra'nın aşkına kapılıp devlet işlerini iyice boşlayınca; Roma'nın güçlü komutanlarından Oktavian,Antonius'a savaş açıyor. Actium Deniz Savaşı'nda zavallı Antonius sevgilisi Kleopatra'nın Mısır donanmasıyla gelip ona yardım etmesini beklerken; Kleopatra sevgilisinin donanmasının çok zayıf olduğunu görüyor ve kendi donanmasını riske atmayarak geri çekilmelerini söylüyor. Herhalde biricik sevgilisinden böyle bir darbe beklemeyen Antonius, bir de Oktavian'a yenilince acı bir şekilde hayatına son veriyor.
  Kleopatra bu haberle yıkılıyor ve uzun süre odasına kapandıktan sonra, kölesinden istediği zehirli yılanı alıp göğsüne bastırarak intihar ediyor. 
  15 yaşında kardeşiyle evlendirilen,koskoca bir imparatorluğu yöneten ve en çok aşklarıyla konuşulan bu kadının en çok Antonius'a aşık olduğunu varsayıyorum. O'nun ölümünün ardından intihar etmesi ya dediğim gibi O'nu çok sevdiğinden ya da O'na yardım etmediği için vicdan azabından...

Bu masalsı aşktan geriye kalan da bir sürü mitolojik hikaye,roman,tiyatro uyarlaması ve efsaneler oluyor. 

  

6 Eylül 2012 Perşembe

''Derdi Olan Neylesin?''



Bu hikayeyi bir konferansı sırasında çok sevdiğim yazar;İskender Pala’dan dinlemiştim.Şimdi siz de benden okuyun bakalım…

Padişahımız efendimiz Yavuz Sultan Selim,Mısır seferinde bir yerde geçici olarak konaklar.Tabii hemen en güzel otağ kurulup emrine hizmetçiler verilir.Bu hizmetçiler Yavuz odasından çıkınca temizliğe başlayıp o gelmeden odadan çıkarlar.Bu her akşam böyleyken,bir gün hizmetçi kızlarımızdan birinin nedense işi uzar ve O daha çıkmadan Yavuz odasına gelir.Alelacele işini bitiren kız Yavuz’u ilk kez bu kadar yakından görmenin heycanıyla çıkıp gider.Sert mizacıyla tanınan Yavuz,kızımızın yüzüne bile bakmasa da kalbini fethetmiştir. Yavuz’un aşkına kapılan kızcağız, çaresiz olduğunun farkındadır lakin bir şekilde sevgisini belli etmek ister.
Ertesi gün odayı temizleyip çıkarken Yavuz’un yastığının altına şu notu bırakır:Derdi olan neylesin?..
Akşam odasına gelen Yavuz,yatacağı sırada yastığının altındaki notu bulur.Belki de Yavuz’dan cevap almayı hayal bile edemeyen kıza şu cevabı yazar:Derdi neyse söylesin…
Sonraki gün heycanla gelip yastığın altına bakan kız,yastığın altında kendi bıraktığı kağıdı görünce üzülse de arkasını çevirdiğinde kendisine yazılmış cevabı görür.Yavuz’dan cevap almanın verdiği heyecanla bu cümleyi tekrar edip durur.
Ehh peki kolay mıdır koskoca Yavuz Sultan Selim’e derdini söylemek? Bıraktığı nottan anlıyoruz ki değildir.Zira bu sefer yastığın altına şu cümleyi yazıp bırakır:Korkuyorsa neylesin?
İyice meraklanan veya kızın derdini zaten anlamış olan Yavuz,cevap olarak şunu yazar:Hiç korkmasın söylesin.
Bu söz üzerine ümitlenen kız akşam olunca Yavuz’u kapıda bekler.Yavuz geldiğinde onu beklerken görünce de zaten mizacında biraz sertlik olduğundan ”Söyle!” diye bağırır.Zaten el pençe duran kızcağız korkudan titremeye başlar ve ”Efendim…”der devamını bir türlü getiremez.Yavuz,bir kez daha ”Söyle!” diye bağırınca kız korkudan olduğu yere yığılır ve kalbi durur.
Yavuz’un telaşından oraya koşan askerler kızcağızın ölmüş olduğunu görünce gözlerini Yavuz’a dikip beklerler.Durumu anlayan ve içi yanan Yavuz ise uzun süre kızın başında bekledikten sonra gözleri dolar ve şöyle der:Hakiki aşk odur ki,sevdiği uğruna kalbi dursun…

Bu hikayenin yaşanmış olduğuna inanmak zor değil mi?


Free Blog Templates